Seçim Sath-ı Mailinde İki “Sosyal Yardım”

 

 14 Mayıs’ta gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde Erdoğan ve Cumhur ittifakının beklenenin üzerinde oy alması muhalefetin tek liste taktiğinden seçim hilelerine varıncaya kadar birçok konuyu tartışmaya açtı. Şimdilik dikkatler, bazı illerde sandık tutanakları ile de belgelenen oy kaydırma ve olası usulsüzlüklere yönelmiş durumda. Ancak 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci turda farklı bir sonuca ulaşmak istiyorsak, 14 Mayıs seçimlerinde gelir dağılımındaki bozulmaya ve hayat pahalılığına rağmen AKP/Erdoğan’ın yoksullardan aldığı desteğin/oyların beklenenin aksine neden çözülmediğine de kafa yormalıyız.

 

Ben AKP’nin seçmen kitlesindeki çözülmemenin nedenlerinden birinin, devlet olanaklarını sonuna kadar, en ufak etik bir kaygı gütmeden kullanan AKP/Erdoğan’ın, seçim öncesi yoksullara dönük olarak yürüttüğü aktif siyasetle ilişkili olabileceğini düşünüyorum. Beni bu düşünceye sevk eden şey aslında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2022 Yılı Faaliyet Raporu’nda dikkatimi çeken iki “sosyal yardım” programı.

 

Bunlardan ilki Türkiye’nin sosyal yardım dağıtım kalıbının tümüyle dışında olmasına rağmen kamuoyunda üzerinde neredeyse hiç durulmayan Aile Destek Programı. Bu programı önemli kılan özelliği şu: Türkiye’de sosyal yardımlar normalde katı bir hak eden/hak etmeyen yoksul ayrımında yürütülmektedir. Bu kapsamda engelliler, yaşlılar ve toplumsal cinsiyet normlarına uydukları ölçüde kadınlar hak eden yoksul kategorisinde yer almaktadır.  Ancak bedenen çalışabilir durumda olan yetişkinler (özellikle genç erkekler) hak etmeyen yoksul kategorisinde görülmekte ve yardımlardan dışlanmaktadır. Özellikle nakdi yardımlarda bu hak eden/etmeyen yoksul ayrımı katıdır. Ayrıca özellikle kategorik nakdi yardım programlarında (65 yaş aylığı, engelli aylığı, eşi vefat etmiş kadınlara yardım gibi) sigorta yoklaması da katı bir şekilde uygulanır ve sigortalı bir işte çalışanlar ve emekliler yardımlardan yararlanamaz.  Ancak ne ilginçtir ki, Haziran 2022-Mayıs 2023 döneminde en fazla 12 aylık süre için yaşama geçirilen ve hane içindeki kişi başına gelire göre aylık 850 TL ile 1250 TL arasında yardım sunulan bu programda ilk kez geçmişte hak etmeyen yoksul kategorisinde değerlendirilen yetişkinler ve sigortalı bir işte çalışanlar (memur, noter veya muhtar hariç) kapsama alınmıştır. Böylece çalışan yoksullar (işçi ya da esnaf) ve emekliler için seçim öncesi istisnai bir yardım programı oluşturulmuş ve Aile Destek Programı ile 2022 yılında 3 milyon tekil haneye toplam 13 milyar TL yardım yapılmış.  Bu ay, tam da cumhurbaşkanlığı seçiminin iki turunun da yapıldığı ay bitecek programdan 2023 yılında kaç kişinin yararlandığını henüz bilmiyoruz.

 

Ancak Bakanlığın faaliyet raporundan AKP’nin 2022 yılı Ağustos ayında yine olağandışı bir “sosyal yardım” programını uygulamaya koyduğunu görüyoruz. Yardım programının ismi biraz ilginç: Ulusal Hane Ziyaretleri Programı. Cumhurbaşkanının onayıyla devreye sokulan programda sosyal yardımlardan yararlanan hanelerle yüz yüze görüşmeler yapılıyor. Faaliyet raporundan öğrendiğimize göre, 2022 yılı Ağustos-Aralık döneminde bu ziyaretler için 509 milyon TL kaynak ayrılmış ve 3,3 milyon hane ziyaret edilmiş.

 

Bakanlık her ne kadar bu programı faaliyet raporunda “sosyal yardımlar” arasında tasnif etse de, ortada yoksul hanelere sunulan bir gelir transferi ya da hizmet sunumu olmadığı için program bir sosyal yardım değil aslında. Bakanlık görüşmelerin “hanelerin sosyal yardım ve sosyal hizmet ihtiyaçlarını tespit etmeyi” amaçladığını açıklıyor. Ancak hane ziyaretlerinin bu amaçla yapıldığı gerçekçi değil. Çünkü Bakanlığın elindeki Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi modülü Türkiye’deki hanelere ilişkin gelir ve mülkiyet durumundan, istihdam kayıtlarına ve hane demografisine kadar son derece kapsamlı bir veri tabanı sağlıyor. Ayrıca il ve ilçelerde kurulu bulunan 1003 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile 4067 sosyal yardım ve inceleme görevlisi zaten bu işleri yürütmek için varlar. Durum buyken illerde Vali veya görevlendireceği yardımcısının yönetiminde SYDV’leri temsilen il SYDV müdürü ve SHM’leri temsilen Bakanlık il müdürlüğünden oluşan bir komisyon kurularak bu denli yoğun bir programa neden ihtiyaç duyuluyor? Bunu anlamak için şunu hatırlamak gerekiyor: AKP iktidarda kaldığı süre boyunca, kamusal bilgilendirme kampanyaları ile yardım programlarına başvuruları sağlamak yerine, yardıma erişimde muhtarlar, vakıf mütevelli heyeti üyesi “hayırseverler” (ki bunlar il genel meclisi tarafından seçilen çoğunlukla iktidar partisi il genel meclisi üyesi ya da parti yöneticileridir), parti yöneticileri gibi aracıların varlığını pekiştirmiştir.  Bu bir yandan yardımların hak olarak algılanmasından çok iktidarın/liderin yoksullara bağışı gibi takdim edilmesine olanak sağlamakta, diğer taraftan muhtarlar ve vakıf mütevelli heyeti üyesi hayırseverler ve iktidar partisi ilçe yöneticileri aracılığıyla yoksullarla doğrudan ilişki ağlarının örülmesine, tabiiyet ilişkisinin kurulmasına olanak sağlamaktadır. Geldiğimiz noktada AKP bu ilişkileri doğrudan partisinin bir uzantısı kıldığı kamu görevlileri aracılığıyla örgütlemekte, tümüyle güvencesiz koşullarda istihdam edilen 4067 sosyal yardım ve inceleme görevlisi ise bu ziyaretler için tam zamanlı kullanılan saha personeli durumuna gelmektedir.

 

Yukarıda yine seçim sonrasında sona erecek Aile Destek Programından bahsetmiştik. Bu programın Türkiye’de bugüne kadar sosyal yardımlar kapsamına alınmamış çalışan yoksulları ve emeklileri hedefleyen bir program olduğunu söylemiştik. Esasında Ulusal Hane Ziyaretleri Programı bu nedenle önemli. Çünkü bir taraftan AKP’nin geleneksel olarak bir biçimde ilişki kurduğu yoksullarla yeniden ilişkilenmesine olanak sağlıyor, bir taraftan da geleneksel olarak sosyal yardım programından dışladığı ancak seçim sürecinde muhalefetin de yoğun bir şekilde seslenmeye çalıştığı (emekliler gibi) yoksul gruplarıyla  yüz yüze temas kurmasını sağlıyor.

 

Program kapsamında 2022 yılının son beş ayında 3,3 milyon hane ziyareti yapıldığına göre çalışmaların aynı tempoyla sürdürüldüğünü varsayarsak 2023’ün ilk 5 ayında da yaklaşık 3,3 milyon hane ziyaret edilmiştir. Bu toplamda seçim öncesi ziyaret edilen 6,6 milyon hane demek. Türkiye’de ortalama hane büyüklüğü 3,17. Ancak yoksul hanelerin daha kalabalık  olduğunu biliyoruz. Yine de yaşlı nüfus içerisinde yoksulluğun yaygınlığını gözeterek ortalama 2 seçmenden hesaplarsak toplam 13,2 milyon seçmenle yapılan yüzyüze görüşmeler…  Her biri yaklaşık yarım saat süren, üstelik yardım beklentisi, umudu yaratan yüz yüze görüşmelerden bahsediyoruz. AKP’lilerin SYDV’lerin mütevelli heyetlerinde ciddi bir ağırlığının olduğunu, üstelik SDYV’lerdeki 4067 saha personelinin de güvencesiz istihdam koşulları nedeniyle bu çarkın bir uzantsı olarak çalışmak durumunda kaldığını gözetirsek AKP, yoksullar arasındaki seçim çalışmasını kamu personelini de kullanarak geniş ölçüde yüz yüze örgütlemiş görünüyor. Muhalefetin 28 Mayıs’ta sandıktan zaferle çıkabilmesi için, sosyal medyadan paylaşılan videolardan ziyade bu yoksul işçi-emekçi kitleleriyle yüz yüze iletişim kurmanın kanallarını yaratması şart.

 

Bitirmeden, Bakanlığın 2022 Yılı Faaliyet Raporundan AKP’nin tek adam rejimini sürdürmek için tarikatlarla kurduğu ilişkinin kadınların yaşam ve haklarına etkisine ilişkin bir veri aktarmak istiyorum. Yandaki grafik Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Nakdi Yardım Programında yararlanan kadın sayısını gösteriyor.

 

Eşi vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Nakdi Yardım Programı AKP iktidarında yaşama geçirilen dar tanımlı, mikro bir yardım programı. Son derece düşük bir yardım miktarına sahip. Bugün itibariyle aylık net asgari ücretin %12’si kadar bir yardım sağlıyor (1000 TL). Yine de kentlerin yoksul mahallelerinde ve kırsalda eşi vefat etmiş kadınların bir erkeğe/ikinci bir evliliğe mahkum olmadan, belki aile evine dönmek zorunda kalmadan kıt kanaat de olsa yaşamasına bir nebze zemin sağlayan bir program. Bu program 2012’de uygulamaya konulduktan sonra yoksul mahallelerindeki muhafazakar erkeklerin, özellikle tarikatların ciddi tepkisini çekti. AKP’nin muhafazakar sosyal politikasının ürünü olarak  eşi vefat eden kadınlara yönelik olarak tasarlanan bu program bile, kadınlara küçük de olsa nefes alma, bağımsız olma olanağı verdiği ölçüde hedef haline gelmiş durumda. Öyle ki, özellikle Erdoğan tarikatların desteğine gittikçe daha fazla muhtaç hale geldikçe büyük ölçüde tasfiye edilmiş görünüyor.

 

GÖRSEL: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

 

BU YAZI basit bir WhatsApp mesajından önce bir Tweet dizisine, sonra da bir Blog yazısına dönüştü. Katkıları için Utku Balaban ve Canberk Gürer’e teşekkür ederim.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü 2004 mezunu. Aynı fakülteden “Üretim ve Yeniden Üretim Boyutlarıyla Emeğin Meta Formu ve Sosyal Güvenliğin Dönüşümü” başlıklı teziyle 2016 yılında doktora derecesini aldı. 1 Eylül 2016 tarihinde 672 sayılı KHK ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden ihraç edildi. Sosyal politika, işçi sağlığı iş güvenliği, sosyal güvenlik ve çocuk emeği alanlarında çalışmaktadır.

©2021  blog.insanhaklariokulu.org.
Tüm hakları saklıdır.

web tasarım: mare.design

E-bültenimize abone olarak duyurularımızdan haberdar olabilirsiniz.

Yayınlanan yazıların içerikleri sadece yazarların sorumluluğu altındadır ve Hollanda Büyükelçiliği ve /veya KAGED’in görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.